İstediğim biraz huzur sadece.. Uyusam şöyle, serin bi yerde.. Yanımda sevdiğim biri olsa, sarılsa bana uyurken, onun yanımda olduğunu bilerek uyusam, korkmadan, ağlamadan... Uyandığımda baksam gözlerine, bana aşık olduğunu hissetsem..
... birilerine tutunmaya ihtiyacım var, aşık olmaya ihtiyacım var.. Bu aşkı kimse bilmese de olur. Ben bileyim, hissedeyim yeter..
İhtiyaç
Öldüğüm Gün
Öldüğüm gün, taşınırken tabutum
Acı duyacağımı sanma bu dünyanın ardından
Ağlayarak yazık oldu diye konuşma
Yok oluyorlar mı batınca güneş ve ay?
Ölüm sandığın şey, aslında doğuştur.
Zindan gibi görünür mezar, oysa ruh özgürlüğe kavuşur.
Hangi tohum büyümez ekilince toprağa?
İnsan tohumundan şüphen mi var yoksa?
Derviş ve Ölüm - Meşa Selimoviç
* Lisede ezberlemiştim bu şiiri dün gece birden aklıma geldi:)
Hiçbir Zaman..
Hiçbir zaman bir iddam olmadı tek kalemde silerim, vazgeçerim, bırakırım diye.. Söylemedim hiç bunları, söyleyememde.. Kimseden vazgeçen olmadım ben, bırakan, giden, silebilen olmadım.. Kimseyi çıkaramam hayatımdan, vazgeçemem kimseden.. İsteyen gelir, isteyen gider. Öylece bakarım ben. Gelene nasıl tepki vermediysem, gitmek isteyene de tepki vermem. Pasif kalırım böyle durumlarda, korkarım çünkü.. Biri giderse benden, dünyanın sonu gelir.. Önemsiz biride olsa, düşmanım olsa hatta, gelir dünyanın sonu, yalnız kalırım..
Vazgeçildikçe küçülürüm ben, vazgeçildikçe aşağılanırım..
'Umrumda mı sanıyorsun?' derim bazen.Umrumdadır aslında, bilmez kimse..
Aynaları Sevmem ki Ben!
Aynaları sevmem ki ben! Kusurlarımı gösterir bana, nefret ettirir bedenimden... Başkasının gözünden benim aşağılık bedenimi gösterir, değiştiremem üstelik, çıkaramam sesimi...
Ağzım yoktur benim, konuşmama izin vermedikleri için, konuşsamda duymadıkları için, umursamadıkları için.. Bir çift göz vardır yüzümde feri sönmüş, isteksizce bakan iki göz, artık kör olmak için yalvaran iki göz.. Simsiyahtır gözlerim, kararmıştır gördüğü pisliklerden... Kirpiklerim kaşlarım dökülmüştür çoktan...
Yaralar vardır bedenimde simsiyah, kocaman yaralar. Çirkindirler ama severim onları.. Benim çirkin yaralarım, benim acılarım, benim hüzünlerim.. Kendime verdiğim zararlar yada yararlar, anlaşılmaz hiçbiri, kimse anlayamaz..
Medusa'dır benim yakın arkadaşım, saçlarımın her biri yılandır onunki gibi.. Severiz ikimizde kötülüğü, zarar vermeyi.. Tek farkımız vardır lakin, o başkalarını taşa dönüştürmekten zevk alır, ben kendimi.. Onun asi yılanları başkalarını sokar benimkiler ise sadece beni..
Ah Medusa, ben bilirim senin derdini.. Güzel bir kızken korkunç bir cadıya dönüşmenin ne demek olduğunu ben bilirim!
Benim Evim

Yağmur yağıyor, kendimi Gönen' de buluyorum.. 'Banyolar Caddesi' dedikleri yerde.. Hiç olmadığım kadar huzurluyum.. Nasılda özlemişim burayı diye düşünüyorum.. Burda olan her şeyi, kendimi bile..
En çok bu mevsimde severim bu yolu, sessiz, sakin olur. Yazın olduğu gibi kalabalık ve telaşlı, gürültücü insanlar olmaz.. Öyle bir mutluluk olur ki içimde, sanki bu yolun bütün taşları benim, sanki bu ağaçlar, otlar, çimenler hepsi benim...
Yağmur yağdıkça yolun taşları kırmızıdan bordoya dönüşüyor, ağı ağır toprak kokusu yükselmeye başlıyor.. Rüzgar ağaçların dallarını titretiyor ve ben yeniden doğuyorum..
Ağlıyorum, 'hayatımı, kendimi özlediğim için'... Masumiyetimi özlüyorum, huzurlu zamanlarımı özlüyorum, babamı, anılarımı özlüyorum..
Öylece, tek başıma geziyorum bomboş caddede.. Toprak kokusunu içime çekiyorum ve ağlıyorum...
Ve ben her yağmur yağışında hep orada dolaşıyorum, saatlerce...
Not; Fotoğraf Gönen' de Banyolar Caddesi' nin Fotoğrafıdır:)
